Bir Zamanlar Kıbrıs'ta...
 
 


Nerede O Eski Bayramlar? 
  Oya Grel, "Nokta Kıbrıs" dergisi, No. 10, 1-7 Mayıs 1994, s. 40.  
    
Nerede O Eski Bayramlar? Havaya... daha havaya!

- Hayır işte... biz daha ykseğe ıkacayık!

- Pişşiik, greceyik kim daha havaya ıkaracak... siz, yoksa biz?

- Hade be ocuklar, vurum gopayı da grsn bu gıcaccıklar, kim daha havaya ıkacak.

- Greceyik be. Siz ne bellersiniz? Zannendersiniz oğlancıksınız deyi daha ykseğe ıkacaksınız?

- Yr be git işine! Gelirsam oraya mantinini koparırım!

- Anneee!.. Mantinimi koparacak... mantinim kopar.. mantinimi kop... mantinimi ko.. manti...

Gittike uzaklaşıyor sesler. Bayram iin alınmış kırmızı benekli beyaz mantin, atkısız sivri ulu rugan iskarpinler, gopalar, ınraklılar, horoz sekerleri, `deynekli adam', rzgarın dağıttığı bulutlar gibi şekilsizleşiyor.

Genc kızlar artık en yeni giysilerini giyip, kan kırmızı rujla boyadıkları dudaklarını bze bze piyasaya ıkmıyor aksamstleri... Ve salanı bol biryantinle geriye yatırmıs takım elbiseli delikanlılar, bisikletleriyle dolanıp durmuyor etraflarında... Kac ocuk kaldı ki ekalipts ağalarının yere dşen tohum kapsllerinden parmaklarına "yüksükçük" yapıp oynayan? Ka tanesi "luggocuğu" biliyor? Nineler kimlere "kocakarıcığın pastellilerini" anlatıyor geceleri?

"Nerede o eski bayramlar, eski piyasalar" diyorum ayni rahmetlik dedem gibi... Başında kocaman kırmızı kurdeleli ve juponlu etekliğiyle kck bir ocuktum o zaman. Lefkoşa'daki bayram yeri, sanirim son kez o yıl "Hisar Üstü"ne kurulmustu. Bir daha gittiğimi, grldğm anımsamıyorum çünkü...

"Ah..." demisti dedem. "Nerede o eski bayramlar? Tadı tuzu kalmadı hibirseyin artık. Tek bir kez gidebilmistim Hisar Üstü'ndeki bayram yerine. Sonraki yıllarda ağlayan'a taşınmıştı bayramlar ve o zaman da babam bir "Ah.." ekmişti ayni dedem gibi...

Şimdi nmdeki fotoğrafa bakıyorum, ucunu yakalayabildiğim bayram yerine... Ayni dedem, ayni babam gibi "Ah... " diyecek oluyorum, iimden bir ses; "Sus... Bayramlara birşey olduğu yok... Sen yaşlanıyorsun o kadar... yaşlandıka ayni dilindeki tat alma zerrecikleri gibi ruhundakileri de yitiriyorsun kme kme... Sus... Yılları, bayramları sulama..." diyor. Haklı olabilir mi?

Ama o zaman neden cocuklar artık Arife gecesi, bayram iin alınan ayakkabılarını yatağın nne koymuyor? Neden yeni giyisilerini sabah gzlerini aar amaz ilk grecekleri yere ap yatmıyorlar yataklarına? Ve neden gneşin ilk ışıklarıyla yataklarından fırlayıp "Merhaba" demiyorlar bayrama... Neden...

Titrek bacaklı dedenin eliyle cevirdiği atlı karıncanın bana, bize verdiği zevki, kendi gcmzle havalandırdığımız "gopca"ların heyecanını neden gremiyorum, sirenler ala ala havalanan oyuncaklara binen ocuklarda?

"Sus..." diyor ses gene "Yaşlanıyorsun... Zerrecikler... Tat... Ruh..."

"Haksızlık bu ama..." diyorum. Kck şeyler mutlu olmamıza yeterdi bizim. Kendi oyuncaklarımızı yapmamız iin nmze konan kumaş kırpıntıları, kıymıksız bir para tahta, hatta limon kabuklarıyla dnyalar yaratırdık kendimize... Resimli masal kitaplariyla hayaller lkesine yelkenler aardık hergn. Oysa bak... ocuklar pilli oyuncaklarından bile haz almıyor şimdi... Masal kitaplarını bir kenara fırlatmış oğu, ama uzay ağının eğlence araları yetmiyor onlara.

Hayaller lkesine yelken amıyorlar grmyor musun. Gerek uak biletleriyle gidebilecekleri lkeleri istiyorlar... Ben, amurdan pastamın, buluttan dondurmalarımın tadını bugn bile duyabiliyorum ruhumda...

Haksızlık yapıyorsun... Hisar üstündeki bayramlar, ıncıracıklar, gopcalar, deynekli adamlar, hokkabazlar, bez bebeklerim, tahtadan yonttuğum gemilerim, ekalipts tohumundan yksklerim, amur pastalarım, buluttan dondurmalarım kaybolmuşlar. Olmaz ki onlarsız...

Sylyorum işte sen ne dersen de... "Ah... nerede o eski bayramlar?..."